kalıp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kalıp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

SİLİKON LAP HAZIRLAMA

12 Aralık 2009 Cumartesi
Farklı şeyler yapmayı hep sevdiğimden bu egomu tatmin etmek için bu sefer de silikon bir kalıp üzerine silikon döktüm...:)

Düşünüyorumda, kimin aklına gelir bu fikirler! Hatta dünyada silikon kalıp olarak çıkarılmış bir şeye silikon döken belki de hiç yoktur diye de düşünüyorum!

Aslında aşağıda fotoğraflarını gördüğünüz olayın mantığı o kadar basit ki. Çünkü silikonu biraz daha tanımak ve seryum ile nasıl anlaştığını daha iyi görmek istiyordum. Hazır elimde mikro kanalları da olan ATY 2009'dan kalma kalıp olunca bunu kolayca yapabileceğimi farkettim.

Veee yaptım...:)





Yaptım da bir halt mı oldu sanki! Yooo, kalıbın tersini çıkarmak dışında çok büyük bir sonuç elde edemedim. Çünkü cilalamaya katkısı olmadığını gördüm. Bunun bir çok sebebi olabilir. Konuyu ATM Türk'e açtım ve deneme sonrası görüşlerim ile beraber tartışmaya açtım. İlerleyen günlerde bu konuda ayrıntılı bir şeyler yazmaya çalışacağım.

Ne olursa olsun bence denenmedik şeyler kalmamalı. Çünkü hiç umadığımız bir yerden faydalı bir şey çıkabilir. Neticede bu iş sonunda (yaklaşık 6 saat cilalamaya rağmen) parlamanın emaresine rastlamadım. Aksine belki de ayna yüzeyinde biçimlendirme sırasında soğuk terler dökmeme neden olabilecek hasarlar meydan getirmiş olabilirim.


6 saat cilalama sonunda seryum bulamacına bürünmüş puroce...:)

18.Gün: CİLALAMA (Seryum Oksit ile 60 dk.)

Aslında aşağıda fotoğrafı görülen denemeyi de tasnif dışı olarak nitelendirmeliydim. Ancak ilk cilalama denemesi olduğundan ve 5. evreye geçmenin anlamına binaen böyle bir başlık altında paylaşmayı uygun gördüm.



Fotoğrafta yabancı cisim bildiğimiz silikon bir kalıp. Önceki denemelerimde içine cam batırdığım özel bir kalıp bu. Aslında amacı dışından kullandım. Çünkü amacı ortasında görülen delikten balmumu akıtmaktı ve bunun altındaki altıgen cam şeklindeki boşluğa dolmasıydı. Fakat kalıptan çıkan malzeme biraz küçük çıktığı (tavanı yerçekmi etkisiyle sarktığı) için kullanmadım!

N'apalım, bu denemeye kısmetmiş. Üstelik içine cam yerleştirebildiğim (diğer taraftaki bölmeden) için silikon yüzeyin esnekliğini azaltabiliyorum. O yüzden uygun bir deneme olabileceğini düşündüm. Ancak fazla uygulamadığımdan mıdır bilemiyorum pek bir cilalama etkisi göremedim...:)

17.Gün: İNCE AŞINDIRMA (1200 grit ile 90 dk.)

11 Aralık 2009 Cuma
Bugün biraz tembellik yaptım ve topu topu 1,5 saat çalıştım...

Aslında haksız da sayılmam çünkü bu grit ile çalışmak daha zor. Ayna ile alet birbirine yapışıyor...:)

Gerçi artık bu grit ile çalışmaya gerek yok gibi görünüyor. Cam yüzeyi ışığı çok iyi geçiriyor. Zannedersem artık cilalamaya geçebilirim. Aslında bir sürü çizik çıktığı için içimden yine geri dönmek geçiyor. Hem de daha geriye ama bir cilalama denemesi yapmalıyım.

Ancak bir sorun var!

Elimde cilalama yapabileceğim ve "lap" olarak tabir edilen kanallı yapıyı oluşturabilecek optik reçine yok. Sadece bir kaç kalıp ve de bir fikrim var.




Bugün ilk defa silikon bir kalıp üzerine silikon döktüm. İlginç bir fikir değil mi? İşin esprisi zıttını çıkarmak!

Ayrıntılar yarın...

ALÇI KALIPLAMA TAMAM

14 Kasım 2009 Cumartesi




Deneysel 6genAyna Projesi'nde çok önemli bir evreye geçmek üzereyim.Yani 4. evre olan aşındırma safhası. Yukarıdaki fotoğraflar, kalıptan henüz yeni çıkmış ve kaba temizliği yapılmış halidir. Sonraki paylaştığım fotoğraflarda temiz halini görebilirsiniz. Lütfen biraz sabır...:)

Deney-5: BALMUMUNU TANIMA

8 Eylül 2009 Salı
Bu gördüğünüz pembe renkli bir gezegenin en büyük krateri değil!


Aslında hem balmumunu tanımaya çalısıyordum, hem asiti, hem de Atila TINKILIÇ için bir Cassegrain deliği çıkarma yöntemi geliştiriyordum. Anlayacağınız bir taşla bir kaç kuş...:)

Dün de bir krater oluşturmuştum!

Bu sefer şu reklamcıların kullandığı yapışkan folyoları kullandım. Camın yanlarını da elektrikçi bandı ile kapattım ve tahmin ettiğim gibi huni benzeri bir şey çıktı...:)



Yukarıdaki fotoğraf dün yaptığım deneyin sonucunu gösteriyor. Gördüğünüz gibi bir kaç daire iç içe ve gittikçe oyulan bir şekilde aşınma olmuş. Oysa bugün çözüm olarak denediğim fikirde öngördüğüm sonuç çıkmadı! Hedefim düzgün kenarları olan bir daire çıkartmaktı. Kısmen başarılı oldum ama ne hikmetse plastik borunun temas ettiği bölgeler daha bir çukur oldu. Yani bu şekilde devam edilirse 'decoupe' eden makinalar gibi camı plastik bir boruyla disk şeklinde çıkarabilirim...:)

Şimdi diyeceksiniz bu plastik boru ne! En iyisi işlem basamaklarını sırayla anlatmaya çalışayım...

Ama önce eritme ölçülerinden bahsetmeliyim, az sonra...

Dün 1 saat 50 ml. asit içine daldırılan ve 2 cm. çapındaki delik 2 mm. erimişti. Gerçi bu en derin yeriydi ama düzgün bir cam artığı temizleme mekanizması olsaydı daha fazla ve düzgün erime gerçekleşebilirdi. Aklıma gelen yöntemi denediğimde de 3-4 mm. arası değer ölçtüm. Aslında kalıbı çözmediğim için bir kısmı balmumu ve kalıp yüksekliği.

Ama dikkatleri halka şeklinde oluşan tepeye çekmeliyim. Ne demek istediğim şu Foucault Testi fotoğrafının 10b şeklinde görülmekte. Aynı bu şekildeydi ve sanırım çevresi en derin yeriydi. Peki bu iş nasıl oldu da ayna aşındırırken karşılaştığımız ve istemediğimiz görüntüye benzer bir durum oluştu. Cevabını belki vidyo altında verebilirim:

İŞLEM BASAMAKLARI

1.fotoğraf: Kalıbı tepeleme balmumu ile doldurmak ile başlıyoruz. Kormayın, taşmıyor çünkü dış görünüş aldatıcı ya; balmumu parçaları yarım küreden oluştuğu için bir süre sonra aralarındaki boşluklar kapanıyor ve kabın neredeyse yarısını dolu gözüküyor.

2.fotoğraf: Pişirme kabına su doldurma. Şimdi diyebilirsiniz ne alakası var! Üstelik balmumu ile su pek iyi anlaşamamaktalar. Hani annelerimiz bazı yemekleri bişirirken kap içinde su kullanırlar ya. Buna Belmar Usulü diyorlar ve balmumunu yüksek ateşten koruyor. Gerçi bendeki doğal balmumu değil ve havya bile pekala özelliğini yitirmeden eritilebiliyor.

3.fotoğraf: Boruyla birlikte eritme. Aslında burada bir fotoğraf eksik; zaman ile yarıştığım için çekmeyi unutmuşum! Çünkü tam erimeden ve ortada bir miktar balmumu varken camı üzerine bırakmam gerekiyor. Yoksa dengesini yitirip istenmeyen bir durum olabilir. Zaten balmumu boruya ulaşmadan alta kalanlar da eriyor.


4.fotoğraf: Tüm balmumu eridikten ve cam yüzeyi kaplandıktan sonra kabı çıkartarak ters çevrilmiş bir çelik tencere üzerinde soğutmaya alıyorum. Bunu yaparken boru fazla kıpırdamaması gerekiyor. Gerçi sonradan ince rötuş yapmak mümkün. Aslında boruyu daha kısa kesebilirdim ama uğraşmak istemedim. Üzerindeki satıcı etiketi bile duruyor. Ama termal barkod kağıdı olduğundan kararmış vaziyette. Bunu aşağıdaki vidyoda görebilirsiniz.

5.fotoğraf: Soğuma yüksek oranda gerçekleşti. Artık boruyu çıkarabilirim. Çünkü rötuş için bir miktar ısıya ihtiyaç var ve tahminim 50 santigrat derece olmalı.

6.fotoğraf: Rötuşlanmış ve henüz kalıbından çıkarılmamış balmumu. Ancak işlemi kalıpla yaptım çünkü kalıba tam batmıyordu ve özelliğini yitiren asiti altında biriktirebileceğimi gördüm...:)


Vidyo sonunda gayri ihtiyari sıcak diyorum...:)

Aslında çok da sıcak değil ama dikkatiniz çektimi bilmiyorum sümüksü bir cam artığı oluşmakta. İşte bu asitin etkisini azaltmakta. Dolayısıyla ortamdan düzgün bir şekilde uzaklaştırılırsa asit taze olduğu müddetçe erime devam ediyor. Sanırım boruyu döndürdükçe camdan soyulan artıklar merkezde toplanarak böyle bir görünüm oluşturdu...

Kendimi yemek tarifi veriyormuş gibi hissetmeye başladım. Hoş deneyin bir kısmı mutfak içinde ve mutfak malzemeleri ile yapıldı ama yemek yapmayı o kadar becerdiğim söylenemez. Ortalığı dağıttığım, geçen sene çektiğim bir vidyo ile kanıtlandı ve belki bir gün paylaşırım.

Başarılar...