Çok uzatmayacağım...:)
Bir haftadan sonra iyiyim. Önce orta ve işaret parmağım iyileşti; sonra küçük parmağım...
Zannedersem bunun sebebi, merhemin sargıdan dolayı küçük parmağa fazla ulaşmaması olabilir. İkinci gün (Çarşamba) merhemi iki kür halinde halinde tekrar uyguladım ve bugün düzeldiğini hissediyorum.
Alternatif tedaviye gelince:
Bana kalsiyum laktat-glukonat lazımdı. Ama ne HFL için geliştirilmiş temizleme banyosunu bulabildim ne de jelini. Bende yaklaşık 2 € olan 10 adet efervesan tablet içeren Calcium-Sandoz + Vitamin C 1000 mg satın aldım. Bunu bir kaç damla su ile çözerek Bepanthen ile 1'e 1 karıştırdım. Sonuçta şöyle bir merhem ortaya çıktı:
Aslında bunun ampülüde (kalsiyum glubionata) var ama içeriğinden emin olmadığım için denemedim. Merhemin tek kusuru yapış yapış olması; herhalde tabletlerde tatlandırıcı bulunduğundan...:)
Şu an deri üzerindeki yanık lekeleri kaybolmadı. Asitle temas sırasında bu lekeler (yüzük parmağının sağ üst köşesindeki tırnağın içinde ve orta parmağın sol yanı) yoktu ta ki merhemi uyguladıktan sonra salı günü (sağdaki fotoğraf) tedavi süresince...
Şimdi Bepanthen tedavisene devam etmeyi düşünüyorum. Çünkü kemiğe nüfuz eden asitin büyük çoğunluğunun uzaklaştığını düşünüyorum. Elbette senelerdir parmağımda olan kalsiyum atomlarımda gitti! Biraz geç oldu ama elimdeki imkanların en iyisiydi.
Doktora ise yarın randevü alabildim. Bakalım o ne diyecek...
hidroflorik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hidroflorik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hidroflorik Asit (HFL) Birinci Dereceden Tehlikelidir
10 Ocak 2010 Pazar Gönderen Admin zaman: 17:58
Dün başıma gelenleri yazmıştım. Bugün ise hissettiklerim çok kötü değil. Beklediğim eklem ağrıları olmadı. Hatta akşam bıraktığım gibi sabah uyandım. Hatta Orijin ismindeki kremin iyi geldiğini düşünüyorum. Çünkü orta parmağıma sürmemiştim. Dün akşam yazdıklarımı bitirdikten sonra bu parmağım da ağrımaya başladı. Ama diğer parmakların bakan tarafı...
Özetle iki parmağımın tamamı ve birinin yarısı asite maruz kaldı. Ancak tehlike devam ediyor!!!
Öncelikle ODTÜ'den Sedat CANLI'ya teşekkür etmek istiyorum. Beni tehlikenin büyük olduğu yönünde uyardı ve bana Calcium Gluconate'ı önerdi. Bu piyasada jel olarak satılıyormuş ve temas halinde anında sürülmeliymiş. Tabi benim neredeyse 24 saat olmak üzere...:(
Neyse, bugün Pazar ve yapabileceğim çok fazla bir şey yok. Ama bu jelden 100 kat etkili HexaFluorine isminde bir ilaç buldum. Hem de Koşuyolu'nda bana yakın bir yerde bulunan Tolkim isminde bir firma getiriyormuş. Artık yarın telefon açıp nasıl temin edeceğim yönünde bilgi alacağım.
Özetle iki parmağımın tamamı ve birinin yarısı asite maruz kaldı. Ancak tehlike devam ediyor!!!
Öncelikle ODTÜ'den Sedat CANLI'ya teşekkür etmek istiyorum. Beni tehlikenin büyük olduğu yönünde uyardı ve bana Calcium Gluconate'ı önerdi. Bu piyasada jel olarak satılıyormuş ve temas halinde anında sürülmeliymiş. Tabi benim neredeyse 24 saat olmak üzere...:(
Neyse, bugün Pazar ve yapabileceğim çok fazla bir şey yok. Ama bu jelden 100 kat etkili HexaFluorine isminde bir ilaç buldum. Hem de Koşuyolu'nda bana yakın bir yerde bulunan Tolkim isminde bir firma getiriyormuş. Artık yarın telefon açıp nasıl temin edeceğim yönünde bilgi alacağım.
AHMAKLIK DENEYLERİ
9 Ocak 2010 Cumartesi Gönderen Admin zaman: 19:55
Bugün saat 18:15'de bir ahmaklık yaptım ve tek eldiven ile bidondan bir şişeye asit döktüm. İşin riskli olması hata olasılığını arttırması bir yana hafife almak daha büyük riskler getiriyor. Sonra tabi döktüğüm sırada akan asit ne olduysa kaydı ve bir miktarı sol elimin üç parmağına (küçük parmak ve yanındakiler) döküldü !!!
Eee ne yaptın peki dersiniz? Yine fazla önemsemeyerek toparağa sildim ve 10 dk. sonra ellerimi yıkadım. Ama başıma gelecekler öncekiler gibi nötr olmayacaktı! Çünkü tırnaklarımı yeni kesmiştim ve arasından parmaklarıma yayıldığından habersizdim...:)
Olan oldu ve tıpkı soğuktan elleriniz donar da sıcağı görünce sızlar ya! İşte aynı şekilde sızlıyor şu an. İbret olsun diye hissettiklerimi dakikasına kadar yazıyorum:
18:20 Asit ile temas!
18:50 Ağrı hafiften kendini hissettiriyor,
19:15 Ağrı doruğa ulaştı,
19:20 Ağrı azalıyor ve ele doğru nüfuz ediyor,
19:35 Yayılma durdu ve ağrı azalıyor...
Şimdi ağrıyı daha çok parmak uçlarında hissediyorum ve Orjin ağrı kreminden sürdüm. Bilmiyorum etkisi oldumu ama kendimi iyi hissediyorum. Ancak yarın sabah farklı bir şey hissedebilirim. Çünkü bu HFL asit çok tehlikeli. İnsanın kemiklerine işliyor. Düşünsenize şu an bu satırları yazıyorken kemiklerime asit sızıyor. Bir yandan da kan dolaşımı devam ediyor ve bu yabancı maddeyi uzaklaştırmaya çalışıyor...:)
Sonucu bildirmek için tekrar yazacağım...
Eee ne yaptın peki dersiniz? Yine fazla önemsemeyerek toparağa sildim ve 10 dk. sonra ellerimi yıkadım. Ama başıma gelecekler öncekiler gibi nötr olmayacaktı! Çünkü tırnaklarımı yeni kesmiştim ve arasından parmaklarıma yayıldığından habersizdim...:)
Olan oldu ve tıpkı soğuktan elleriniz donar da sıcağı görünce sızlar ya! İşte aynı şekilde sızlıyor şu an. İbret olsun diye hissettiklerimi dakikasına kadar yazıyorum:
18:20 Asit ile temas!
18:50 Ağrı hafiften kendini hissettiriyor,
19:15 Ağrı doruğa ulaştı,
19:20 Ağrı azalıyor ve ele doğru nüfuz ediyor,
19:35 Yayılma durdu ve ağrı azalıyor...
Şimdi ağrıyı daha çok parmak uçlarında hissediyorum ve Orjin ağrı kreminden sürdüm. Bilmiyorum etkisi oldumu ama kendimi iyi hissediyorum. Ancak yarın sabah farklı bir şey hissedebilirim. Çünkü bu HFL asit çok tehlikeli. İnsanın kemiklerine işliyor. Düşünsenize şu an bu satırları yazıyorken kemiklerime asit sızıyor. Bir yandan da kan dolaşımı devam ediyor ve bu yabancı maddeyi uzaklaştırmaya çalışıyor...:)
Sonucu bildirmek için tekrar yazacağım...
Deney-7: Asitle Cam Yapıştırma !!!
15 Ekim 2009 Perşembe Gönderen Admin zaman: 14:15
Dün başladığım ve bugün test ettiğim ilginç bir deney yaptım: Hidroflorik asitle (HFL) iki camı yapıştırdım! Neden böyle ters bir olay yaptığımı merak ederseniz hemen söyleyeyim...:)
Kalın cam üretmek için...
Malumunuz teleskopların çapları arttıkça kalınlıklarının da artması gerekiyor. Çünkü cam esneyebilen bir malzeme ve optik hassasiyetler göz önüne alındığında esnekliğin kabüledilebilir seviyede kalması için kalınlığın 1/6 olması gerekiyor. Mesela 114 mm. çap için 19 mm. kalınlığında cam ideal ölçüler. Ancak Türkiye'de bu ölçüden daha büyüğü üretilmiyor. Bu yüzden ithal cam tedarik etmek gerekiyor. İtalya'dan 25 mm. bulabiliyoruz ve eğer zorlarsak bir camcıya göre ABD'den 30 mm. temin edilebiliyor. Ama 1/6 ölçüyü hesaba katarsanız bizim ideal ölçülerde 180 mm. çapındaki teleskop üretmememiz gerekir!
Geriye iki alternatif kalıyor: Ya borosilikat katklılı (Borcam veya Pyrex) cam dökeceksiniz ya da bunları füzyon veya başka yöntemle birleştireceksiniz. Elbette lamine camlar veya iki cam arasında yapıştırıcı malzeme ile yapılan kompozit malzemeler de işimizi görmüyor. Çünkü farklı genleşme ve büzülme katsayıları var. (-bknz. en altta çizelge)
Peki, asit camı eritirken çözünen soda-kireç malzeme iki camı istediğimiz özelliklerde yapıştırabilir mi? Evet ben bunu denedim ve 12 saat güneşte kuruyan cam 10 defa yarım metre yükseklikten bırakarak ayrılmadığını gördüm. Ancak bu ilk testti ve dondurup (büzülmesini sağlayıp) genleştirmeliydim.
Yukarıdaki fotoğraf, dün deneyini yaptığım 10 mm. iki cam parçasının asitle ile yapışmış ve -5 santigrat dereceye soğutulmuş halidir. Dikkat ederseniz cam üzerinde donmuş nemi (buz parçalarını) görebilirsiniz. Ben bunu buzluktan çıkardığımda her zaman ki çapraz hareketi uygulayarak çıkarmaya çalıştıysam da ayıramadım.
Elbette deneyin bu aşaması da yöntemin doğruluğunu kanıtlamıyor. Çünkü iki düz cam arasında olan bir miktar su (hatta hava bile) yapışma etkisi görünmekte. Ne yazık ki bunlar çok kısa süreli yapışmalar. Su dondurulduğunda genleşeceği için iki cam kolaylıkla ayrılır. Üstelik bir buzu nemli elinizle tuttuğunuzda parmaklarınıza yapıştığını da yaşamışsınızdır. O halde ben bunu en az +100 santigrat dereceye ısıtarak denemeliydim. Elbette ocak görüntülerinden farkedeceğiniz üzere bunu da denedim...:)
Sol alt köşedeki fotoğrafta kenarlarda bir nem görülmekte. Aslında ısıtmadan evvel cam zarar görmemesi için oda sıcaklığına gelmesini bekledim ve çevresinde nemli hiç bir yer yoktu. Muhtemelen asit içerisindeki su iki cam arasında hala muhafaza ediliyor olmalı. Bunu ısındıkça aşağıdaki fotoğrafta belirgin olan değişmeyi karşılaştırarak kanıtlamış oldum:
Bu yüzden hala sıvının vakum etkisi yaparak yapıştığını söyleyebiliriz. O yüzden çok güvenilir bir yöntem olduğunu düşünmüyorum. Çünkü iki cam arasında sadece asitin erittiği cam malzemesi kalmalı. Aksi taktirde istenmeyen durumlar oluşabilir.
Yukarıda ifade edilen deney çok tehlikeli değildir. Kurallara uyulduğunda cam parçalanmıyor ve asit insanı öldürmüyor. Ancak gözlük ve maske kullanım zorunluluğunun olduğunu unutmayın. Ayrıca deneyin güvenilirliği ilk seferden dolayı kanıtlanmadığını ve tekrarlanması gerektiğini belirtmeliyim. Deney bildirgesinde ifade edilenleri siz de deneyerek yorumda bulunursanız sevinirim. Belki benden daha çok deneyen sonuçları/bildirgeleri çıkabilir.
Bir sonraki deneyde asitin daha çok buharlaşmasını bekledikten sonra ve güneş ile kurutmak yerine ısıtarak kaynaştırmayı düşünüyorum. En iyi sonucu elde etmek için başka yöntemler denenebilir.
Kalın cam üretmek için...
Malumunuz teleskopların çapları arttıkça kalınlıklarının da artması gerekiyor. Çünkü cam esneyebilen bir malzeme ve optik hassasiyetler göz önüne alındığında esnekliğin kabüledilebilir seviyede kalması için kalınlığın 1/6 olması gerekiyor. Mesela 114 mm. çap için 19 mm. kalınlığında cam ideal ölçüler. Ancak Türkiye'de bu ölçüden daha büyüğü üretilmiyor. Bu yüzden ithal cam tedarik etmek gerekiyor. İtalya'dan 25 mm. bulabiliyoruz ve eğer zorlarsak bir camcıya göre ABD'den 30 mm. temin edilebiliyor. Ama 1/6 ölçüyü hesaba katarsanız bizim ideal ölçülerde 180 mm. çapındaki teleskop üretmememiz gerekir!
Geriye iki alternatif kalıyor: Ya borosilikat katklılı (Borcam veya Pyrex) cam dökeceksiniz ya da bunları füzyon veya başka yöntemle birleştireceksiniz. Elbette lamine camlar veya iki cam arasında yapıştırıcı malzeme ile yapılan kompozit malzemeler de işimizi görmüyor. Çünkü farklı genleşme ve büzülme katsayıları var. (-bknz. en altta çizelge)
Peki, asit camı eritirken çözünen soda-kireç malzeme iki camı istediğimiz özelliklerde yapıştırabilir mi? Evet ben bunu denedim ve 12 saat güneşte kuruyan cam 10 defa yarım metre yükseklikten bırakarak ayrılmadığını gördüm. Ancak bu ilk testti ve dondurup (büzülmesini sağlayıp) genleştirmeliydim.
Yukarıdaki fotoğraf, dün deneyini yaptığım 10 mm. iki cam parçasının asitle ile yapışmış ve -5 santigrat dereceye soğutulmuş halidir. Dikkat ederseniz cam üzerinde donmuş nemi (buz parçalarını) görebilirsiniz. Ben bunu buzluktan çıkardığımda her zaman ki çapraz hareketi uygulayarak çıkarmaya çalıştıysam da ayıramadım.
Elbette deneyin bu aşaması da yöntemin doğruluğunu kanıtlamıyor. Çünkü iki düz cam arasında olan bir miktar su (hatta hava bile) yapışma etkisi görünmekte. Ne yazık ki bunlar çok kısa süreli yapışmalar. Su dondurulduğunda genleşeceği için iki cam kolaylıkla ayrılır. Üstelik bir buzu nemli elinizle tuttuğunuzda parmaklarınıza yapıştığını da yaşamışsınızdır. O halde ben bunu en az +100 santigrat dereceye ısıtarak denemeliydim. Elbette ocak görüntülerinden farkedeceğiniz üzere bunu da denedim...:)
Sol alt köşedeki fotoğrafta kenarlarda bir nem görülmekte. Aslında ısıtmadan evvel cam zarar görmemesi için oda sıcaklığına gelmesini bekledim ve çevresinde nemli hiç bir yer yoktu. Muhtemelen asit içerisindeki su iki cam arasında hala muhafaza ediliyor olmalı. Bunu ısındıkça aşağıdaki fotoğrafta belirgin olan değişmeyi karşılaştırarak kanıtlamış oldum:
Bu yüzden hala sıvının vakum etkisi yaparak yapıştığını söyleyebiliriz. O yüzden çok güvenilir bir yöntem olduğunu düşünmüyorum. Çünkü iki cam arasında sadece asitin erittiği cam malzemesi kalmalı. Aksi taktirde istenmeyen durumlar oluşabilir.
Yukarıda ifade edilen deney çok tehlikeli değildir. Kurallara uyulduğunda cam parçalanmıyor ve asit insanı öldürmüyor. Ancak gözlük ve maske kullanım zorunluluğunun olduğunu unutmayın. Ayrıca deneyin güvenilirliği ilk seferden dolayı kanıtlanmadığını ve tekrarlanması gerektiğini belirtmeliyim. Deney bildirgesinde ifade edilenleri siz de deneyerek yorumda bulunursanız sevinirim. Belki benden daha çok deneyen sonuçları/bildirgeleri çıkabilir.
Bir sonraki deneyde asitin daha çok buharlaşmasını bekledikten sonra ve güneş ile kurutmak yerine ısıtarak kaynaştırmayı düşünüyorum. En iyi sonucu elde etmek için başka yöntemler denenebilir.
Deney-4: HİDROFLORİK ASİTİ TANIMA
5 Eylül 2009 Cumartesi Gönderen Admin zaman: 16:07
Üst Not: Bu deney önceki bir tarihte geçen ay yapılmış ve sonuçları ATM Türk Yahoo Grubu ile 6771. iletide paylaşılmıştır. İletinin bir örneği aşağıdadır ve proje kapsamında yapılan ilk deneydir. Deney hakkında en son yaptığım deneydeki uyarı (-bknz önceki iletim) geçerlidir!
Aslında elektronikçi olmam hasebiyle, asitle çok iş yaptığımız için ilk sayılmaz. Parmaklarımız perhidrolden beyazlayıp sinirlere iğne iğne baskı yaptığını nasıl unuturum! Hatta çıkan dumandan genzimiz yanar kıvamı iyi olmuş derdik...:)
Espiri bir yana mevzuya geleyim: Bugün Kadim Kimya'dan 5 lt.'lik hidroflorik asit ve bir takım malzemeler temin ettim. Akşama doğru, iki hafta önce altıgen kestirdiğim cam firesinden bir parça pense ile koparıp tıraş köpüğü kapağına döktüğüm asit içine camı attım:
Asitin gücünü anlatmak için şunları söylemeliyim: Buharı, azıcık aldığınız nefesle birlikte gelirse nefesinizi kesiyor. Sanki perhidrol kokusuna benziyor ama çok daha keskin. Cam asit ile reaksiyona girdiğinde sıvının ısısı aynıyd ama cam sıcaktı. Ayrıca bu attığım 10 mm.'lik bir camdı ve 10 dk. sonra çıkardığımda 1 mm. erimişti:
Dolayısıyla aşındırma işlemi 10 ila 20 dk. arasında gerçekleşmesi gerekecek. Asit özelliğini süratle yitirmiyor. Tek sorun, camın erimesiyle birlikte çıkan ve tıpkı sıcak süt yüzeyinde oluşan kaymak benzeri beyaz madde. Çünkü bu yüzeyden düzgün şekilde ayrılmaz ise cam yüzeyinde dalgalanma meydana geliyor. Çözüm olarak yer çekimini kullanmayı düşünüyorum.
Aslında aynı şey baskılı devre yaparken de oluyordu. Bakırdan dolayı yeşil bir madde devre üzerinde birikiyor ve işlem yavaşlıyordu. Hızlandırmak için kabı sallardık ama bu daha yoğun bir madde. O yüzden zamanla dibe çökebilir. O yüzden MOT çalışır gibi aynayı asite dönük şekilde yüzeye yakın bir yerde tutmayı düşünüyorum. Ancak her seferinde döndürüp çember folyoları çıkarmak zor olacak. Sanırım kab veya en iyisi ayna, biraz titreşirse daha iyi sonuç verebilir.
Sonuç olarak aşınan cam öyle parlak oluyor ki sanki Ronchi testine sokup kaplamaya vereceğiniz cinsten. Dolayısıyla alternatif yöntem olabileceği gibi aynalardaki çizikleri onarmak için kullanılabilir. Fakat bu konuda birden fazla yöntem geliştirmek gerekiyor. Çünkü gerçekten çok çok hassas bir konu. Hem sağlık tehlikesi var, hem de yanlış bir harekette istemediğiniz sonucu elde etmek mümkün.
Aslında elektronikçi olmam hasebiyle, asitle çok iş yaptığımız için ilk sayılmaz. Parmaklarımız perhidrolden beyazlayıp sinirlere iğne iğne baskı yaptığını nasıl unuturum! Hatta çıkan dumandan genzimiz yanar kıvamı iyi olmuş derdik...:)
Espiri bir yana mevzuya geleyim: Bugün Kadim Kimya'dan 5 lt.'lik hidroflorik asit ve bir takım malzemeler temin ettim. Akşama doğru, iki hafta önce altıgen kestirdiğim cam firesinden bir parça pense ile koparıp tıraş köpüğü kapağına döktüğüm asit içine camı attım:
Asitin gücünü anlatmak için şunları söylemeliyim: Buharı, azıcık aldığınız nefesle birlikte gelirse nefesinizi kesiyor. Sanki perhidrol kokusuna benziyor ama çok daha keskin. Cam asit ile reaksiyona girdiğinde sıvının ısısı aynıyd ama cam sıcaktı. Ayrıca bu attığım 10 mm.'lik bir camdı ve 10 dk. sonra çıkardığımda 1 mm. erimişti:
Dolayısıyla aşındırma işlemi 10 ila 20 dk. arasında gerçekleşmesi gerekecek. Asit özelliğini süratle yitirmiyor. Tek sorun, camın erimesiyle birlikte çıkan ve tıpkı sıcak süt yüzeyinde oluşan kaymak benzeri beyaz madde. Çünkü bu yüzeyden düzgün şekilde ayrılmaz ise cam yüzeyinde dalgalanma meydana geliyor. Çözüm olarak yer çekimini kullanmayı düşünüyorum.
Aslında aynı şey baskılı devre yaparken de oluyordu. Bakırdan dolayı yeşil bir madde devre üzerinde birikiyor ve işlem yavaşlıyordu. Hızlandırmak için kabı sallardık ama bu daha yoğun bir madde. O yüzden zamanla dibe çökebilir. O yüzden MOT çalışır gibi aynayı asite dönük şekilde yüzeye yakın bir yerde tutmayı düşünüyorum. Ancak her seferinde döndürüp çember folyoları çıkarmak zor olacak. Sanırım kab veya en iyisi ayna, biraz titreşirse daha iyi sonuç verebilir.
Sonuç olarak aşınan cam öyle parlak oluyor ki sanki Ronchi testine sokup kaplamaya vereceğiniz cinsten. Dolayısıyla alternatif yöntem olabileceği gibi aynalardaki çizikleri onarmak için kullanılabilir. Fakat bu konuda birden fazla yöntem geliştirmek gerekiyor. Çünkü gerçekten çok çok hassas bir konu. Hem sağlık tehlikesi var, hem de yanlış bir harekette istemediğiniz sonucu elde etmek mümkün.
Deney-3: ASİTLE CİLALAMA UYGULAMASI
4 Eylül 2009 Cuma Gönderen Admin zaman: 07:37Dikkat: Bu paragraf ilerisinde yazılanlar sağlığınızı ciddi şekilde etkileyebilir. Yaşamış olduğum tecrübelerden dolayı "dikkat" diyorum. Belki "eee seni niye etkilemedi?" diye sorabilirsiniz. Hem çok dikkatliydim hem de şanslı. Çünkü bir takım talihsizlikler de oldu. İleride sağlık sorunlarım olmayacağını kimse garanti edemez.
************* ÖNEMLİ *************
Bu deneyde kullanılan malzemeyi çocuklardan uzak tutup gözlük ve gaz maskesi kullanmalısınız!
************* ÖNEMLİ *************
Bu sabah ilk defa asit (HFL) kullanarak cam cilalama deneyi yaptım. Takip edenler bilecektir bu ilk asit deneyim değildi. Ancak bu sefer ki biraz uzun ve çok da tehlikliydi!
Aslında deneye dün başladım ve hatta akşam da sonlandırmayı düşünüyordum. Geceyi seçmemdeki sebep, serin olmasıydı ama karanlıktı da ve yorgundum. Bu yüzden ikinci kısmını sabaha bıraktım. Biraz da Başar Titiz için doldurduğum asitin kola şişesini eritmesi gibi bir talihsizlik nedeniyle ara verdim. Sonradan tıraş losyonu şişesi buldum da sorun çıkmadı. Çünkü şişenin plastik olması yetmiyor aynı zamanda içine önceden konulan şeyin asit ile tepkimeye girmemesi gerekiyor. Örneğin bir diş fırçası çok kötü bir seçimdir!
Aşağıda, 80 grit Silisyum Karbür (-bknz. SiC ve Yüzey İşleme) ile 4 saat kaba aşındırma yapılan iki cam (soldaki ayna) görünmektedir. Malumunuz 80 grit bir canavar! Bu canavar (max~220 mikron parça) cam yüzeyinde 10 mikronu aşan çukurlar yapabilmekte. Yüzey altı çatlakları (SSD) saymıyorum bile!
4 Saat 80 grit SiC Uygulama Sonrası
Ancak sadece 3 dk. asit uygulama sonucunda camın berraklaştığı açıkca görülmektedir. Arkadaki kurbaya benzeyen iş gözlüğü...:)
3 Dakika asit (HFL) Uygulama Sonrası
Aslında başlangçta 30 sn. ila 1 dk. arasında küçük uygulamalar yaptım. Ancak fazla aşınmadığını görünce hiç seyreltilmemiş asitle daha uzun süreler deneyebileceğimi gördüm. Ayrıca ayna üste (MOT) çalışınca aşındırmanın yavaş olduğunu 1-2 dk. arasında fark ettim. Çünkü alet daha hızlı aşınıyordu ve bende son bölümü (seance) TOT yapmaya karar verdim. Zaten hemen yukarıdaki resimde göreceğiniz gibi ayna alete göre biraz daha mattır. Tabi biraz da arkalarındaki matlaşmanın etkisi de var!
Dip Not: İşlem sonucu görülen fotoğrafta T1 ve T2 lekeleri ayna arkasında yapılan denemelerdir. Ayna yüzeyinde görülmemektedir. Ancak ayna yüzeyinde resimde görülmeyen iki tane (biri dağınık) bölgelenme ortaya çıktı. Bu biçimlendirme sırasında köşelerde meydana gelen aşınmayan kısımlardan oluşuyor olmalı.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)













